İZMİR Hafif yağmurlu
İSTANBUL Parçalı Bulutlu
ANKARA -2° Parçalı Bulutlu

UNESCO'DA "İSTANBUL" RÜZGARI

22 Nisan 2015 , Çarşamba Fransa'da önemli temaslarda bulunan Başkan Kadir Topbaş, 2016'da düzenlenecek Dünya Mirası Komitesi'ne İstanbul'un ev sahipliği yapması talebini UNESCO'ya iletti.

UNESCO kuruluşunun 70'inci yılını kutluyor. Organizasyonun Paris'teki merkezinde düzenlenen programlar çerçevesinde Türkiye'nin UNESCO'ya katılımının 30'uncu yılı vesilesiyle İstanbul etkinlikleri yapıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, UNESCO Genel Merkezi'nde, Genel Direktör Bokova ile görüştü, "Mega Kentlerde Kültür Mirasının Korunması" panelinde konuştu. Topbaş, 2016'da düzenlenecek Dünya Mirası Komitesi'nin 40'ıncı toplantısına İstanbul'un ev sahipliği yapması talebini UNESCO'ya iletti.

Etkinlikler kapsamında İstanbul Fotoğrafları sergisi açıldı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası ile Los Paşaros Sefaradis Müzik Grubu'nun "İstanbul'un Sesleri" konseri beğeni topladı. Topbaş, UNESCO'daki etkinliklerin ardından Paris Belediye Başkanı Hidalgo'yu ziyaret etti. Ziyaretten İstanbul ve Paris belediyelerinin Gaziantep'teki kamplarda barınan Suriyeli sığınmacılara ortak destek vermesi kararı çıktı.

Topbaş'tan önemli temaslar

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nün (UNESCO) Fransa'nın başkenti Paris'teki merkezinde "Mega Kentlerde Kültür Mirasının Korunması ve Kentsel Gelişim" paneli düzenlendi. Panele UCLG ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın yanı sıra, UNESCO Genel Direktörü Irina Bokova, Paris Büyükelçisi Hakkı Akil, Türkiye'nin UNESCO nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Hüseyin Avni Botsalı ve çok sayıda davetli katıldı.

UNESCO'nun kuruluşunun 70. yılı ve İstanbul'un organizasyona katılımının 30. Yılına denk gelen panelde konuşan Irina Bokova, İstanbul'un UNESCO çalışmalarının temelinde yer alan "üstün evrensel değer' kavramını bünyesinde barındırdığını ve Dünya Miras Sözleşmesi açısından büyük önem taşıdığını söyledi.

UNESCO olarak kent düzenlemelerine destek olduklarını, yaşam kalitesi ve refahı yükseltmeye ve kültürel mirası korumaya çalıştıklarını ifade eden Bokova, "Kadir Topbaş, 3 ayrı medeniyete başkentlik yapan İstanbul'un katmanlarında yer alan 3 ayrı şehri de yönetiyor" dedi.

İstanbul'un kültür mirası bakımından büyük bir tecrübeye sahip bulunduğunu vurgulayan Bokova, "Kültür mirasına sahip çıkarken buna toplumun katılımını da sağlamalıyız. Bunu yaparken aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma da gerçekleştirilmelidir" ifadelerini kullandı.

Panelde Kadir Topbaş'ın yapıtğı konuşma metni ise şöyle;

"Sayın başkanlar, sayın başbakanlar, sayın bakanlar, dostlarım, meslektaşlarım, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Birleşmiş Milletler eğitim, bilim ve kültür örgütü Unesco'nun kuruluşunun 70. Yılında aranızda olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum.

Sayın genel direktör Irina Bokova'ya huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Kendisi, eğitim ve kültür alandaki yumuşak gücün yaygınlaştırılması için çok gayret ediyor. Bu ülkemizin müreffeh ve barışçı dünya arzusu ile uyumlu bir strateji... Bu sebeple de ülkemizdeki resmi temasları oldukça verimli geçti. Suriyeli genç ve çocukların eğitimi, bölgedeki kültürel mirasın korunması adına önemli adımlar atıldı. Bunların dünyaya örnek olması gerektiğini düşünüyorum. Gelecekte hep birlikte insanlığa çok daha büyük hizmetler sunacağımıza inanıyorum.

Değerli dostlar, 20. Yüzyılın ilk yarısı insanlığın kıyameti gibiydi. Kendi ellerimizle kendimizi kırdık. Evet, insanlık tarih boyunca birbirini ötekileştirdi. Nefret nesnesi olarak tanımladı. Göz ardı etti. Daha sonra da bu önyargılar üzerinden savaştı. Fakat hiçbiri insanlığımızı bu iki dünya savaşı kadar yaralamadı. Demokratik prensipler, insanlık onuru, karşılıklı saygı ve eşitlik ayaklar altına alındı. Milyonlarca insan farklılıkları yüzünden katledildi. Toplama kamplarına atıldı. Bu çekişmeler ile hiç alakası olmayan mazlum insanlar, savunmasız çocuklar katledildi. O zaman şunu anlamıştık. Savaşları durdurmak için siyasi ve ekonomik anlaşmalar yetmiyordu. Bu anlaşmalar, dünya barışına uzun vadeli bir destek sağlamıyordu. Savaşlar zihinlerde başlıyordu. O zaman zihinlerde bitirilmeliydi.



Zira barış, insanlığın entelektüel ve ahlaki dayanışması demekti. İşin püf noktası burasıydı. İşte Unesco'yu 70 yıl önce bu hayallerle kurduk. İstikrarlı, müreffeh, barış içinde bir yaşam düşlüyorduk. İnanıyorduk ki; bir daha çocuklarımızın göğsüne kurşunlar saplanmayacak. İnanıyorduk ki; sokaklarda kafamıza bombalar düşmeden yürüyebileceğiz. İnanıyorduk ki; bir daha birbirimizden yok yere nefret etmeyeceğiz.



Şimdi sizlere şunu sormak istiyorum değerli dostlar? Nerede o hayaller? 70 yıldır neden bir türlü gerçekleşmiyorlar? Niçin hala yeryüzü bir kan okyanusunu andırıyor? Bugün başta Ortadoğu olmak üzere yeryüzü hala barut kokuyor. Medeniyetin doğduğu, yazının bulunduğu coğrafya ateş altında... Daeş terörünün yol açtığı kültürel ve insani tahribat ortada. Biz bir kınama kararı çıkartıncaya kadar onlarca masum insan ölüyor. Çıkan kınama kararlarının ne denli etkili olduğu da ortada. Kararlı olmak zorundayız.



Bu suçla hep birlikte ve "ama"sız mücadele etmeliyiz. Burada yaşanan sadece bir savaş değil değerli dostlar. Aynı zamanda kültürel miras yok ediliyor. Bu bölgedeki tarihi eserler insanlığın ortak mirasıdır. Kısacası insanlığın hafızası siliniyor. Hafızası silinmiş bir insanlık sağlıklı gelişemez. Nerden geldiğini bilmeyen nereye gideceğini bulamaz. Bu konuda Türkiye olarak oldukça duyarlıyız. Sayın cumhurbaşkanımızdan en alt düzeydeki memura kadar herkes tetikte. Halkımız da olayları yakından takip ediyor. BM ve Unesco kararlarına destek veriyoruz. Sayın Bokova'nın Paris ve New York'ta yaptığı girişim ve beyanların arkasındayız. Bağdat'ta başlatılan tarihi eserleri koruma kampanyasını takdirle karşılıyoruz. Zaten başta da bahsettiğim gibi Unesco ile geniş bir işbirliği içindeyiz.



Değerli dostlar, elbette bu duyarlılığı İstanbul'da da gösteriyoruz. Şehrimizin tarihi alanları bizim gurur kaynağımızdır. Bu zenginliği gelecek nesillere ulaştırmak bizim görevimizdir. Daha düne kadar 2500 yıllık tarihi olduğu sanılan bir şehirdi İstanbul? Artık 8500 yıllık bir tarihten bahsediyoruz. Bu gerçek tesadüfen ortaya çıkmadı. Şehrin imarında gösterdiğimiz hassasiyetin bir sonucu? Adeta arkeoloji kurumu gibi çalıştık. On binlerce envanter malzemesine ulaştık. Pek çok batık çıkardık. Bizim sayemizde dünya tarihi yeniden ve daha doğru bir şekilde yazılacak. Bu gerçeği lütfen atlamayalım? bu süreçte elbette bazı hatalar oldu. Fakat her seferinde hatamızdan öğrendik. Yapacak çok işimiz olduğunun farkındayız. Kararlı bir şekilde eksiklerimizi gideriyoruz.

Önce Unesco kriterleri İstanbul kriterleridir dedik. Dünya Mirası Sözleşmesi'ni dışarıdan dayatılan bir mekanizma olarak görmedik. Bu reçete kendi mirasımızı korumak için uygun kriterler içeriyordu. Biz de bu bilgi ve deneyim paylaşımından yararlandık. 2006 yılında alan başkanlığı kurmuş olmamız bunun göstergesidir. Böyle bir birim henüz birçok Unesco üyesi ülkede bulunmamaktadır. Tarihi alanlar için yönetim planımızı yaptık. Bu süreçte katılımcılığı, şeffaflığı esas aldık. Geniş kitlelerin sinerjisinden ve fikrinden istifade ettik. Bu sayede uygulanabilir bir plana sahip olduk. Bu çok önemli? zira nice planların tozlu raflarda kaldığı bir dünyada yaşıyoruz. Planımızı da sürekli güncelliyoruz. Zira İstanbul, sürekli gelişen ve büyüyen bir metropol? koruma ?kullanma dengesini en iyi şekilde kuruyoruz. Burada da Unesco ile sürekli işbirliği içindeyiz. Altın Boynuz'daki metro geçiş köprüsü bunun somut örneği? burası İstanbul'daki raylı sistem ağının kritik noktalarından biri. Sırf İstanbul'un kültürel mirasını korumak için inşaatı durdurduk. Kültürel miras yararına pek çok değişiklik ve iyileştirme yaptık. Evet, bu yüzden raylı sistem entegrasyonu gecikti. Çalışmalar uzadı. Maliyetler arttı. Ama sonunda İstanbul ve İstanbullular kazandı. Hatta dünya kazandı demek daha doğru olur?

İstanbul, 40 bine yakın tarihi eseriyle medeniyetlerin çeyiz sandığı? seçkin evrensel değerlere sahip binlerce eserle süslenmiş bir açık hava müzesi? biz bu tarihi mirası geleceğe taşımakta kararlıyız. Zira ister tescilli olsun ister olmasın, bu miras dünya çocuklarının mirasıdır. Bu miras çocuklarımızın hafızasıdır. Bize düşen ise onları aynı titizlikte koruyarak geleceğe aktarmaktır. Değerli dostlar, son süreçte Unesco dünya miras merkezi ve dünya miras komitesi ile iyi bir diyalog geliştirdik. Sayın Kishore Rao ile verimli bir işbirliği içindeyiz. İstişari organlarla ilişkilerimiz giderek gelişiyor. Bundan dolayı hepinize çok teşekkür ediyorum. Daha başarılı işler çıkaracağımıza inanıyorum. Gelecek yıl 40'ıncısı yapılacak dünya miras merkezi toplantısı için İstanbul ideal bir şehir? 40'ıncı toplantı için sizleri İstanbul'a davet ediyorum. Sözlerime son vermeden önce UCLG Başkanı olarak bir hatırlatmada bulunacağım. Dünya mirasının korunması konusunda Unesco ile hedef birliği içindeyiz. Zaten yerel yönetimler olmaksızın bu iş yapılamaz. Fakat tarihi alanların korunmasının ciddi bir maliyeti var. Bu yüzden yerel yönetimler güçlendirilmeli diyorum. Sizleri yeniden saygıyla selamlıyorum."

UNESCO'da İstanbul konseri ve sergisi

Panelde UNESCO Genel Direktörü Irina Bokova tarafından İstanbul'un UNESCO'ya katılımının 30. yılı ve İstanbul'da yapılan kültürel miras koruma çalışmaları nedeniyle Topbaş'a bir teşekkür şilti ile hatıra madalyası takdim edildi.

Etkinlikler kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası ve Los Paşaros Sefaradis müzik grubu "İstanbul'un sesleri" adlı bir konser düzenledi. Konserde tasavvuf musikisinden örnekler verilirken, semazen gösterisi de düzenlendi. Konserin ardından 50 fotoğraftan oluşan "İstanbul'un fotoğrafları" adlı fotoğraf sergisinin açılışı gerçekleştirildi.

İstanbul ve Paris Suriyeli sığınmacılara destek verecek

Topbaş, Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo'yu da ziyaret etti. 2013'te Paris'te yapılan Dünya Seçilmiş Kadınlar Konferansı'nın 2016 yılında İstanbul'da yapılacağını hatırlatan Topbaş; "Kadınlar aktif siyasete daha aktif katılmalı. Afrika'da da kadınların siyasete katılmasına ihtiyaç var" dedi.

Anne Hidalgo da İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Paris Belediyesi'nin Türkiye'de barınan Suriyeli sığınmacılara ortak destek verebileceklerini söyledi ve Kadir Topbaş'a "Birlikte gidelim" dedi. Topbaş ise yüzbinlerce Suriyeli sığınmacının barındığı Gaziantep'teki kampları ziyaret edebileceklerini belirtti.

SON HABERLER

"Huzur Tablosu Daim Olsun"

İzciler Serindere Kanyonunu Keşfetti

Kentsel Dönüşüm Alanı'nda Tanıtım Ofisi Kuruldu

Türkiye'nin En Donanımlı "İÇME Suyu Kalite Kontrol Laboratuarı" Hizmete Girdi

Yeni Stadyuma Yeni Çıkış Yolu Geliyor...

Kirazlı Dere Mevkiine Altyapı Bağlantıları

Viranşehir Heyeti Karaman'a Geldi

Satranç Turnuvası Düzenlendi

Gençlik Eğitim Merkezleri Başarı Çıtasını Yükseltiyor

Hanımlar Spor Ve Kültür Merkezleri Tamamlanıyor